Safra kesesi ameliyatından sonra kilo değişimi, yorgunluk, uyku problemleri, sindirim şikayetleri veya adet düzensizlikleri yaşayan kişiler bazen bu durumun hormonlarla ilişkili olup olmadığını merak ediyor.
Peki safra kesesinin alınması gerçekten hormonları bozar mı?
Bugünkü bilimsel veriler, safra kesesi ameliyatının doğrudan ve kalıcı bir hormonal bozukluğa neden olduğunu göstermiyor. Bununla birlikte son yıllarda yapılan çalışmalar, safra kesesinin yalnızca safrayı depolayan bir organ olmadığını; safra asitlerinin bağırsak, karaciğer ve metabolizma arasındaki sinyal sisteminde de önemli görevleri olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle safra kesesi alındıktan sonra ortaya çıkan bazı değişiklikleri yalnızca “yağ sindirimi” üzerinden değerlendirmek yeterli olmayabilir.
Karaciğer safra üretmeye ameliyattan sonra da devam eder.
Ancak safra kesesi varken safra burada depolanır, yoğunlaştırılır ve özellikle yemeklerden sonra kontrollü şekilde bağırsağa gönderilir.
Safra kesesi alındığında ise bu depo ortadan kalkar ve safra karaciğerden bağırsağa daha sürekli bir şekilde geçmeye başlar.
Bu değişiklik yalnızca sindirimi değil, safra asitlerinin vücuttaki sinyal mekanizmalarını da etkileyebilir.
Çünkü safra asitleri artık yalnızca “yağları sindiren maddeler” olarak görülmüyor. FXR ve TGR5 gibi reseptörler üzerinden enerji metabolizması, glukoz metabolizması ve bağırsak hormonlarıyla ilişkili çeşitli süreçlerde sinyal molekülü olarak da görev yapıyorlar.
Safra asitlerinin FXR ve TGR5 adı verilen reseptörlerle etkileşime girdiği biliniyor.
Bu sistemler;
gibi birçok metabolik süreçle bağlantılıdır.
2024 yılında European Journal of Endocrinology dergisinde yayımlanan bir derleme, safra kesesi alındıktan sonra safra asitlerinin depolanması ve bağırsaklara ulaşma düzeninin değişmesinin FXR ve TGR5 üzerinden metabolik süreçleri etkileyebileceğini bildirmiştir.
Bu nedenle konu doğrudan “safra kesesi alındı, hormonlar bozuldu” şeklinde değerlendirilmemelidir. Daha doğru yaklaşım, safra asidi–bağırsak–karaciğer–metabolizma ekseninde bazı değişikliklerin meydana gelebileceğini söylemektir.
FGF19, safra asidi metabolizmasının düzenlenmesinde görev alan önemli bir sinyal proteinidir.
Yapılan bir insan çalışmasında safra kesesi ameliyatından sonra safra asidi sentezinin arttığı ve FGF19’un gün içerisindeki normal ritminde değişiklikler meydana geldiği gösterilmiştir.
Araştırmacılar bu değişikliklerin safra asidi metabolizması ve metabolik düzenleme açısından önemli olabileceğini belirtmiştir.
Ancak bu bulgular, safra kesesi alınan herkeste klinik olarak anlamlı bir hormonal bozukluk gelişeceği anlamına gelmez.
Safra asitlerinin TGR5 reseptörünü aktive etmesi, bağırsaktaki enteroendokrin hücrelerden GLP-1 salgılanmasıyla ilişkilidir.
GLP-1 ise yemek sonrası insülin yanıtının ve kan şekeri kontrolünün önemli parçalarından biridir.
Safra kesesi alınmış bireylerle sağlıklı kontrolleri karşılaştıran küçük bir çalışmada, ameliyatlı kişilerde yemek sonrası kan şekeri yanıtlarının daha yüksek olduğu görülmüş; buna karşın GLP-1 yanıtı korunmuştur.
Bu nedenle safra kesesi ameliyatı sonrasında GLP-1 veya insülin sisteminin mutlaka bozulduğunu söylemek doğru değildir. Ancak safra asitlerinin metabolik sinyal mekanizmaları üzerindeki etkileri araştırılmaya devam etmektedir.
Safra taşları ile tiroid hastalıkları arasında bazı ilişkiler bildirilmiştir.
Ancak mevcut bilimsel veriler safra kesesinin alınmasının doğrudan tiroid fonksiyonlarını bozduğunu göstermemektedir.
Dolayısıyla ameliyattan sonra kilo alma, halsizlik, üşüme veya benzeri şikâyetlerin ortaya çıkması durumunda bunların otomatik olarak safra kesesi ameliyatına veya tiroid bozukluğuna bağlanması doğru değildir.
Gerekli durumlarda TSH, serbest T4 ve kişinin klinik durumuna göre diğer tetkikler değerlendirilmelidir.
Östrojen ve progesteron ile safra sistemi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Özellikle östrojenin safra taşı oluşumu ve safra içeriği üzerinde etkileri araştırılmıştır.
Ancak mevcut kanıtlar safra kesesinin alınmasının östrojen veya progesteron seviyelerini doğrudan bozduğunu göstermemektedir.
Yani safra kesesi ameliyatı sonrası görülen adet düzensizliğini doğrudan “östrojen bozuldu” şeklinde yorumlamak bilimsel olarak doğru değildir.
Büyük cerrahi işlemler vücut için geçici bir stres oluşturabilir.
Cerrahi stres, beslenme değişiklikleri, hızlı kilo kaybı veya kilo alımı, uyku düzenindeki değişiklikler ve iyileşme süreci adet döngüsünü geçici olarak etkileyebilir.
Bu nedenle ameliyat sonrasında adet tarihinin değişmesi veya geçici düzensizlik yaşanması mümkün olabilir.
Ancak uzun süre devam eden adet düzensizliği yalnızca safra kesesi ameliyatına bağlanmamalı ve ayrıca değerlendirilmelidir.
Cerrahi işlemler vücudun stres yanıtını aktive eder.
Bu yanıt sırasında kortizol ve diğer stres hormonlarında geçici değişiklikler meydana gelebilir.
Bu durum yalnızca safra kesesi ameliyatına özgü değildir; birçok cerrahi operasyondan sonra görülebilen fizyolojik bir yanıttır.
Dolayısıyla ameliyat sonrası geçici kortizol değişiklikleri ile uzun dönemli hormonal bozukluk birbirinden ayrılmalıdır.
Safra kesesi ve melatonin arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar bulunmakla birlikte, safra kesesinin alınmasının insanlarda kalıcı melatonin eksikliğine veya kronik uyku bozukluğuna yol açtığını gösterecek güçlü klinik kanıt henüz bulunmamaktadır.
Ameliyat sonrasında uyku problemleri yaşayan kişilerde ağrı, stres, beslenme düzeni, reflü, kullanılan ilaçlar ve diğer sağlık durumları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Safra kesesi ameliyatından sonra kilo değişimi yaşayan kişiler bunu sıklıkla hormonlarına bağlayabilir.
Ancak kilo değişiminin tek bir nedeni yoktur.
Safra asitlerinin dolaşım düzeninin değişmesi, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, insülin duyarlılığı ve kişinin ameliyat öncesindeki metabolik durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Son yıllardaki araştırmalar kolesistektomi ile metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı (MASLD) arasında ilişkiler bildirmiştir.
Burada önemli nokta şudur: Bir ilişkinin gösterilmiş olması, ameliyatın bu hastalıklara doğrudan neden olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Safra taşı hastalığı olan bireylerde ameliyat öncesinde de metabolik risk faktörleri bulunabilir.
Safra kesesi ameliyatından sonra;
gibi şikayetler varsa, bunları tek başına “hormon bozukluğu” olarak değerlendirmek yerine kişinin beslenme düzeni, safra asidi metabolizması, gastrointestinal sistemi ve gerekli durumlarda hormonal/metabolik parametreleri birlikte değerlendirilmelidir.
Mevcut bilimsel kanıtlara göre safra kesesi ameliyatı hormonal dengesizliğin yaygın veya doğrudan bir nedeni değildir.
Fakat safra kesesinin alınması safra asitlerinin depolanma ve bağırsaklara ulaşma biçimini değiştirir.
Safra asitlerinin FXR, TGR5, FGF19 ve bağırsak hormonları üzerinden metabolik sinyal mekanizmalarında görev aldığı düşünüldüğünde, safra kesesi ameliyatının metabolizma üzerindeki etkilerinin yalnızca yağ sindirimiyle sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle safra kesesi alındıktan sonra devam eden kilo, sindirim veya metabolik şikâyetlerde kişiye özel değerlendirme önemlidir.
Dyt. İpek Nazik Safra Kesesi ve Beslenme
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.